BÜYÜK KAVUŞUM
BÜYÜK KAVUŞUM

BÜYÜK KAVUŞUM

“İnsanlar, birkaçı dışında, diğer gezegenlerin devirlerini anlamadılar ve onlara ne (bir) isim verdikleri ne de devirlerini (döngülerini) rakamsal olarak ölçmedikleri için, gezegenlerin bu hareketlerinin “zaman” anlamına geldiğini neredeyse bilemezler. Fakat buna bakmadan da, (…) 8 hareketin tümü de devirlerini tamamladıkları ve (ilk) çıkış noktalarına ulaştıkları zaman tam yılın doldurulduğu anlaşılabilir.” [Platon (Schleiermacher ve diğerleri), Timaios, 39cd]

21 Aralık 2020’de, dün, bu ve bundan sonraki 3 Jüpiter-Satürn kavuşumunun da Sidereal zodyaka göre Toprak elementinde olacağı yeni bir döngüye girdik.

Bu kavuşumun daimi olarak meşhur Kova çağını başlattığından konuşulsa da, hangi çağın, yani hangi “Platon Ayı”nın tam olarak ne zaman başlayacağına ilişkin teknik ve matematiksel zorluklarımız bulunmaktadır çünkü bir takımyıldızın Koç noktasının neresinde olduğunu tam olarak hesaplayamıyoruz. Bu konudaki tartışmalar genellikle hangi ölçütün baz alınması gerektiğiyle ilgilidir:

1) Gerçek (astronomik) Ölçüt: Takımyıldızların eşit büyüklükte olmadıkları temeline dayanır ve böylece, Koç noktası her bir takımyıldızda aynı süre boyunca kalmayacaktır. Örnek olarak Koç noktası Başak takımyıldızında 3160 yıl kalırken, Yengeç takımyıldızında sadece 1440 yıl kalmıştır. Her ne kadar takımyıldızların büyüklükleri Uluslararası Astronomi Birliği tarafından belirlenmişse de, bunların gökyüzünde kapladıkları “gerçek” alanları hesaplayabilmek pratikte pek de mümkün değildir çünkü takımyıldızların fizikî sınırları yoktur. Yine de Birlik’in belirlediği takımyıldız sınırlarına göre hesap yapma şansımız mevcuttur.

2) Sidereal Zodyak: Bu zodyakta her bir takımyıldızın gerçek büyüklüğü değil, her birinin gökte 30 drc’lik bir yer kapladığı düşünülür. Fakat buradaki problem de Sidereal zodyakın takımyıldızlara göre ne kadar kaydığının, yani gerçek prezesyon değerinin tam bilinemiyor olmasıdır. Prezesyonel kaymayı tam olarak hesaplayabilmek maksadıyla her bir Sidereal zodyak birbirinden farklı anahtarlar kullanmaktadır, yani birden fazla Sidereal zodyak vardır. Ama eğer bu anahtarlardan birisi diğerinden örneğin 3 drc farklıysa bu, 3*72=216 yıl eder. Dolayısıyla şu veya bu anahtara göre yapılacak hesaplarda, bu örneğe göre en az 216 yıllık bir farktan söz etmek zorunda kalıyoruz.

Böylece Kova çağının başlama vuruşu için, en azından bir sideral zodyak olan Galaktik zodyaktan konuşursak, en iyi ihtimâlle 2538 yılı çevresindeki yaklaşık tarihlerden konuşabiliriz; meselâ bu zodyaka göre bizim Kova çağına girmemize daha 5 asırlık bir zaman dilimi var. Ancak pek tabii ki bir çağ, gelişmeler sayesinde kendisini mutlaka belli eder ve bu anlamda bakıldığında Kova çağı girişine hazırlandığımız, o çağdan bir eko, bir ses, bir tını aldığımız sözkonusu olabilir.

Her Satürn-Jüpiter kavuşumu yeni bir çağ başlatmasa da en azından garanti olan, onun yeni doğan bir jenerasyonu göstereceğidir, “kuşak farklılıkları” dediğimiz kavram bu hususla ilgilidir. Öte yandan bu döngünün, her Satürn-Jüpiter kavuşumunda olduğu gibi yaklaşık 20 yıllık bir periyodu kapsayacağını da mutlaka akılda tutmamız gerekiyor.

Bu 20 yılın genel karakteristiği nedir, ona bakalım fakat daha iyi sonuçlar elde edebilmek için herkes bu haritayı kendi haritasıyla karşılaştırmak zorunda.

1. ev Yengeç ve Ay yönetiminde ve kendisini IX’da Balık’ta buluyoruz. Ay gece haritasında daha etkili start koşulları içinde. Bununla alâkalı olarak genel bağlamda sınırların dağılması, umut, yeni felsefeler, görüşler, kadın hakları, uzay, astronomi, astroloji, din, inanç ve her türlü kişisel gelişim gibi hususlardaki gelişmelerden konuşulabilir, bunun yanında hayâller, istekler de fazlasıyla yoğun. IX. ev gezegenlere fayda sağlayabilen ancak bunu orta derecede yapabilen bir evdir, fakat Ay başka gezegenler aracılığıyla da rahatlıyor. Buradaki pozisyonun kök ifadesi sınırsızlıktır yani hangi olay olursa olsun bu kök ifade etrafında dönüyor olacaktır. Hayâllerin burcu umutlarla ilgili IX. evde, demek ki çeşitli arzu ve isteklerle donanmış durumdayız. Ne var ki bu pozisyon tek başına hâyal olarak tanımlanamaz, çünkü VII. evdeki Toprak grubundan destek alıyor. Balık’ı tek başına bıraksaydık fos da çıkabilmeye yatkın olan bir durumdan bahsedebilecektik, fakat burada sınırların aşılması temel fikri materyalize edilmeye yani toprağa indirilmeye çalışılıyor. Ayrıca bu pozisyon Ay mabetleri, kültleri, tanrıçaları, eski kültürler, Ay ritülleri vs. gibi anlamlara da (pek tabii ki daha özelde) gelecektir.

Haritanın lordlarından birisi, son derece etkili köşe evi ve zodyak asaletleri nedeniyle Mars. Sonraki paragrafta bunun Satürn-Jüpiter ikilisiyle olan açısına değiniyorum. Ne var ki bir de VI. evdeki (günümüzde dilimize “cazimi” şeklinde yerleşmiş) synodikos pozisyonunda olan Ateş grubundan destekli. Şimdi, Mars’ın evi olan VI. alanda bu tür gezegenler genelde sıkıntı içindedir çünkü denildiği üzere burası Mars’ın yurdudur. Ne var ki görece daha zayıf olan bu synodikos (cazimi pozisyonunun gezegene ek bir avantaj sunduğuna dair Helenistik dönem metinlerinde bir iz yok), Mars’tan destek alıyor. Synodikos’u, ya gezegenin daha sonra ortaya çıkacak önemli bir etkisi veya eşzamanlı ölme ve  yeniden dirilme şeklinde yorumluyorum. Buna göre, henüz aktive edilmemiş veya etkisi görece daha geride fikirsel yenilikler içinde olabiliriz ve bu da özellikle iş veya uğraşı alanlarımızı kapsayabilir. Mars’ın desteği ise, yönettiği evler nedeniyle yeni can, mücadele hevesi, yine yenileşme, hareket ve aktivite gibi özellikleri yüzünden, bu synodikos pozisyonunu uyarmaya, aktive etmeye, uyandırmaya uygun. Synodikos, her ne kadar Mars’tan destek alsa da Mars’ın önündeki Satürn engelini de yok sayamayız fakat Mars, pek tabii ki yaşamlardan yaşamlara farklılıklar göstermek suretiyle bu engeli aşacak veya aşamayacak. Öte yandan Mars’la Satürn-Jüpiter’in ortak çalışması durumu da gözlenecektir, böyle olursa yeni fikirler, yeni bakış açıları bu dönemin yıkılmaz gücü olarak ortaya çıkacaktır.

İlâveten, tüm bir süreç Satürn Oğlak’ın anlamlarına uygun olarak gerçekleşecek görünüyor; temelde burada sert ve kırılmaz bir yapı var, fakat aynı anda yine son derece kuvvetli bir Mars’tan da güçlü bir kare alıyor. Aslında buradaki pozisyon iki türlü yorumlanabilir: İlki –pek tabii ki ülkesine, toplumuna göre değişerek– despotizm, faşizm vs. gibi kavramları içeren olağanüstü bir güç demek olabilir ve bu durumda Mars ile Satürn birlikte çalışacaktır ve malefik zirvesi oluşacaktır; ikincisi ise Mars’ın Satürn’e direkt saldırısı sonucu Satürn’ün yıkılması olabilir ki bu durumda da tutsak bırakan (=Satürn VIII yöneticisi), yaşama karşı olan (=Satürn VII yöneticisi) esnek olmayan, katılaşmış, buz gibi, reel, metodik, sistematik, yöntemsel fakat içinde hiçbir bilgelik barındırmayan her türlü yapı çökecektir. Bazı ülkelerde, kişilerde, olaylarda biri, bazılarında diğeri, bazılarında ise süreç içerisinde her iki oluşum da görülecektir. Mars’ın böyle bir mücadeleyi kazanabildiği durumlarda, kendisi V ve X. evleri yönettiğinden, yenileşme (veya yeni hayat, yeni can, Nova Vita = V. ev) hedeflenecektir (=Mars X. ev yöneticisi).

Özellikle yenileşme adına sağlam adımlar atan, bunu selâmlayan, gerekli donanımı olan veya oluşturmaya çalışan toplumlar veya insanlar açısından bu yeni çağ, temelinde mücadele barındırsa da pozitif geçecektir, aksi takdirde daha net, sabit ve tutarlı hareket edilmesi gerekir.

Devrim Yılmazer

22.12.2020, İzmir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir